Yuzde100 BLOG

HOŞGELDİNİZ

‘Saglik’ Kategorisi için Arşiv

İŞTE ATEŞLİ SEKS İÇİN 9 YER

Yazan: yuzde100 Mayıs 13, 2008

Seks hayatınıza biraz daha renk katmak aldığınız hazzı ikiye katlamak için alışılmışın dışında yerleri denemeniz gerekebilir. İşte size 9 alternatif seks adresi…

Bir dakika içinde seks yapmak için mekan seçmek zorunda kalsanız ne yaparsınız? Etrafınıza bir göz atın ve uygun bir yer bulup bulamayacağınızı araştırın. ‘Quickie Sex’ (Hızlı Seks) adlı kitabında yazar Lisa Sussman seks için birçok yer bulunduğunu, ancak insanların onların farkında olmayacak kadar korkak olduklarını söylüyor. İşin tek sırrı; kimseye yakalanmamak… Hızlı, bir o kadar da ateşli bir seks için önerilerimize göz atın:

Bar Tuvaleti

Uygun bir zaman bulup birlikte tuvalete süzülün. Klozet kapağını kapatın ve sevgilinizi onun üzerine oturtun. Siz de kucağına oturarak bu ateşli ve heyecanlı sevişmenin tadına varın.

Havuz

Su, hareketlerinizi daha da ateşli kılacak…

Soyunma odası

Okulda, öğretmenlerinizden kaçarak köşelerde el ele tutuştuğunuz günleri unuttunuz mu? İşte tıpkı o günlerdeki gibi, soyunma odasını birkaç dakikalığına işgal edin, ancak bu sırada fazla ses çıkarmamaya özen gösterin…

Şezlong

Minderli şezlongları tercih ederseniz, dizleriniz yaralanmayacaktır. Siz kalçalarınızla dairesel hareketler yaparken, sevgiliniz ayaklarını kullanarak ileri geri hareket edebilir. Açık hava sizi daha da etkileyecek…

Mutfak

Makarnalarınız haşlanırken, iştahınızın açılması amacıyla tezgaha uzanın ve bir yıldırım seksi deneyin.

Merdiven

Hızlı bir uçuş için merdivende sevgilinizin kucağına, yüz yüze bakmayacağınız şekilde oturun. Öyle bir basamak seçin ki, kol ve ayaklarınızı denge kurmak için kullanabilin.

Küvet

Su dolu havuz ya da küvette partneriniz otursun. Siz de yüzünüz ona bakar şekilde kucağına oturun. Kalçalarınızı kaldırarak sizi su üzerine çıkarıp, yeniden daldırmasını isteyin.

Araba

Ev ortamı sevişmeleriniz için artık banal mi geliyor? Arabaya atlayın ve bir varyasyon deneyin. Uygun bir yere park ettikten sonra, koltukları sekse uygun bir pozisyona getirip, başka türlü bir yolculuk gerçekleştirin.

Duş

Seks yapmak için en keyifli yerlerden biri de duş. Yalnız dikkat! Fazla akrobasi yapmaya kalkmayın, kayıp bir yerlerinizi incitebilirsiniz. Sevgilinizin kafasının altına bir havlu yerleştirirseniz, daha rahat edecektir.

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , , , , | » yorum bırak;

ALDATILDIĞIM İÇİN ORGAZMI UNUTTUM

Yazan: yuzde100 Mayıs 13, 2008

 
SEVİŞİRKEN ZEVK ALMANIZA RAĞMEN ORGAZM SORUNU YAŞIYORSANIZ, KORKULARI KAFANIZDAN ATIN. ÖN SEVİŞME DÖNEMİNİ UZUN TUTUN, RAHAT OLUN VE DOKUNMANIN VERDİĞİ HAZZA ODAKLANIN..

Gebe kalma endişesi zevk almayı engeller: Evli bir kadınım ve orgazm sorunum var. Sevişirken zevk duyuyorum ama sonuca varamıyorum. Doktor ‘Çocuk doğurmaktan korktuğunuz için’ diyor. Doğum kontrol hapı verdi ama bir değişiklik yok. Ne yapmalıyım? E.K./Almanya

Boşalmayı takıntı haline getiren, cinsellik hakkında olumsuz duygular taşıyan, vücudunu beğenmeyen ve kontrolü kaybetme korkusu yaşayan kadınlar orgazm sorunu yaşayabilir. Gebe kalmaktan korkmak da zevk almayı engelleyen etkenler arasında yer alır. Bu sorunu gidermek için kadınlarda orgazmın çoğunlukla direkt klitoris uyarısıyla oluştuğunu bilmeniz gerekir. Bunu sağlamak için eşinizle gerekli koşulları yaratmalısınız. Erojen bölgelerinizin eşiniz tarafından uzun süre uyarılması etkili sonuç verecektir. Orgazm olmayı beklenti haline getirmeden veya olmamayı göze alarak sevişmelisiniz. Sevişirken kendinizi ve eşinizi seyretmekten vazgeçmeli ve ön sevişme dönemini uzun tutmalısınız. Bu arada rahat olmalı ve dokunmanın verdiği hazza odaklamalısınız. Zamanla orgazm olmayı öğrenebilirsiniz.

Aldatıldığım için orgazmı unuttum: İlk eşimle evlenmeden birlikte olduk. Beni aldattığını öğrendikten sonra bir daha orgazm olamadım. Şimdiki partnerimle de orgazm olamıyorum. Sibel S./İzmir..

Kadının orgazm olması için birtakım koşulların sağlanması gerekir. Kadın, partnerine güvenmeli, onun tarafından sevildiğinden ve beğenildiğinden emin olmalıdır. Görüldüğü gibi kadın sadece fiziksel uyarılmayla orgazma ulaşamaz, psikolojik açıdan da rahat ve huzurlu olması gerekir. İlk eşinizin sizi aldatması, erkeklere karşı güveninizi yitirmenize neden olmuş, orgazm sorununuz da bununla birlikte ortaya çıkmış olabilir. Ancak artık geçmişi düşünmeyi bırakmalısınız, şu an beraber olduğunuz kişiyle orgazmı yaşayamamanız için hiçbir sebep yok.

Maddi sorunlarım var ve depresyondayım. Bu yüzden sertleşme sorunu ve cinsel isteksizlik yaşıyorum. Ne yapmalıyım? Hüseyin G./İstanbul

İş ve ev yaşamındaki sıkıntılar ve maddi sorunların yarattığı stres, ilk olarak kendini cinsel fonksiyonlar üzerinde gösterir. Öncelikle stresle baş etmeli, eşinizle açık ve olumlu bir iletişim kurmalısınız. Stresinizi azaltmak için birtakım gevşeme tekniklerini uygulayabilirsiniz. Sizi rahatlatacak etkinliklerde bulunabilirsiniz. Eşinize, bu durum karşısında hissettiklerinizi anlatın, size destek olmasını isteyin ve beraber çözüm aramayı önerin. Başaramama korkusundan dolayı cinsellikten kaçınmayın. Sorun çözülmezse bir cinsel terapiste başvurun.

Kız arkadaşımla ilişkiye girdikten en fazla dört saniye sonra boşalıyorum. Bu sürenin uzaması için neler yapmalıyım? Yusuf B./İstanbul

Erken boşalma sorunu yaşayan erkekler, birkaç basit teknikle bu endişesinden sıyrılıp; cinselliğin doğal bir zevk halini almasını sağlayabilirler. Öncelikle erkek; bedenini partneriyle uyum içinde hareket ettirmeli, şimdiye yoğunlaşmalı ve o anı duyumsamalıdır. Cinsel birleşmenin ansızın son bulacağı kaygısını da kafasından atmalıdır. Çünkü her cinsel sorun gibi erken boşalma da bu kaygıdan ya da bir rahatsızlıktan kaynaklanabilir. Aklını düşüncelerden arındıramayan, doğal bir şekilde cinselliği yaşayamayan erkek, boşalma konusunda sorun yaşar.

12 yıllık evliyim, hâlâ eşimle cinsel ilişkiye giremedik. O an geldiğinde kasılıyorum, bayılacak gibi oluyorum, çok çaresizim. Bir çare var mı? R.T./Şanlıurfa

Eşiyle cinsel ilişkiye girdiğinde, ağrı ve acı duyacağına inanan kadın, cinsel ilişkiyi reddeder. Ancak, bir erteleme ve kaçınma hastalığı olan vajinismusun tedavisi vardır. Bu yüzden moralinizi bozmayın. Önce bir jinekologa muayene olun. Normal şartlar altında normal bir kızlık zarı kanamaz, delinmez, patlamaz, yırtılmaz, cinsel ilişki ağrı ve acı yapmaz. Yani kendinizi kasmazsanız; ilk gece de yüzüncü gece de ağrı, acı ve kanamanız olmaz. Yine de başarılı olamazsanız eşinizle birlikte cinsel terapi almak için bir cinsel terapiste başvurun. (Sabah – CİNSEL TIP DERNEĞİ BAŞKANI DR. CEM KEÇE)

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , | » yorum bırak;

ALDATILDIĞIM İÇİN ORGAZMI UNUTTUM

Yazan: yuzde100 Mayıs 13, 2008

 
SEVİŞİRKEN ZEVK ALMANIZA RAĞMEN ORGAZM SORUNU YAŞIYORSANIZ, KORKULARI KAFANIZDAN ATIN. ÖN SEVİŞME DÖNEMİNİ UZUN TUTUN, RAHAT OLUN VE DOKUNMANIN VERDİĞİ HAZZA ODAKLANIN..

Gebe kalma endişesi zevk almayı engeller: Evli bir kadınım ve orgazm sorunum var. Sevişirken zevk duyuyorum ama sonuca varamıyorum. Doktor ‘Çocuk doğurmaktan korktuğunuz için’ diyor. Doğum kontrol hapı verdi ama bir değişiklik yok. Ne yapmalıyım? E.K./Almanya

Boşalmayı takıntı haline getiren, cinsellik hakkında olumsuz duygular taşıyan, vücudunu beğenmeyen ve kontrolü kaybetme korkusu yaşayan kadınlar orgazm sorunu yaşayabilir. Gebe kalmaktan korkmak da zevk almayı engelleyen etkenler arasında yer alır. Bu sorunu gidermek için kadınlarda orgazmın çoğunlukla direkt klitoris uyarısıyla oluştuğunu bilmeniz gerekir. Bunu sağlamak için eşinizle gerekli koşulları yaratmalısınız. Erojen bölgelerinizin eşiniz tarafından uzun süre uyarılması etkili sonuç verecektir. Orgazm olmayı beklenti haline getirmeden veya olmamayı göze alarak sevişmelisiniz. Sevişirken kendinizi ve eşinizi seyretmekten vazgeçmeli ve ön sevişme dönemini uzun tutmalısınız. Bu arada rahat olmalı ve dokunmanın verdiği hazza odaklamalısınız. Zamanla orgazm olmayı öğrenebilirsiniz.

Aldatıldığım için orgazmı unuttum: İlk eşimle evlenmeden birlikte olduk. Beni aldattığını öğrendikten sonra bir daha orgazm olamadım. Şimdiki partnerimle de orgazm olamıyorum. Sibel S./İzmir..

Kadının orgazm olması için birtakım koşulların sağlanması gerekir. Kadın, partnerine güvenmeli, onun tarafından sevildiğinden ve beğenildiğinden emin olmalıdır. Görüldüğü gibi kadın sadece fiziksel uyarılmayla orgazma ulaşamaz, psikolojik açıdan da rahat ve huzurlu olması gerekir. İlk eşinizin sizi aldatması, erkeklere karşı güveninizi yitirmenize neden olmuş, orgazm sorununuz da bununla birlikte ortaya çıkmış olabilir. Ancak artık geçmişi düşünmeyi bırakmalısınız, şu an beraber olduğunuz kişiyle orgazmı yaşayamamanız için hiçbir sebep yok.

Maddi sorunlarım var ve depresyondayım. Bu yüzden sertleşme sorunu ve cinsel isteksizlik yaşıyorum. Ne yapmalıyım? Hüseyin G./İstanbul

İş ve ev yaşamındaki sıkıntılar ve maddi sorunların yarattığı stres, ilk olarak kendini cinsel fonksiyonlar üzerinde gösterir. Öncelikle stresle baş etmeli, eşinizle açık ve olumlu bir iletişim kurmalısınız. Stresinizi azaltmak için birtakım gevşeme tekniklerini uygulayabilirsiniz. Sizi rahatlatacak etkinliklerde bulunabilirsiniz. Eşinize, bu durum karşısında hissettiklerinizi anlatın, size destek olmasını isteyin ve beraber çözüm aramayı önerin. Başaramama korkusundan dolayı cinsellikten kaçınmayın. Sorun çözülmezse bir cinsel terapiste başvurun.

Kız arkadaşımla ilişkiye girdikten en fazla dört saniye sonra boşalıyorum. Bu sürenin uzaması için neler yapmalıyım? Yusuf B./İstanbul

Erken boşalma sorunu yaşayan erkekler, birkaç basit teknikle bu endişesinden sıyrılıp; cinselliğin doğal bir zevk halini almasını sağlayabilirler. Öncelikle erkek; bedenini partneriyle uyum içinde hareket ettirmeli, şimdiye yoğunlaşmalı ve o anı duyumsamalıdır. Cinsel birleşmenin ansızın son bulacağı kaygısını da kafasından atmalıdır. Çünkü her cinsel sorun gibi erken boşalma da bu kaygıdan ya da bir rahatsızlıktan kaynaklanabilir. Aklını düşüncelerden arındıramayan, doğal bir şekilde cinselliği yaşayamayan erkek, boşalma konusunda sorun yaşar.

12 yıllık evliyim, hâlâ eşimle cinsel ilişkiye giremedik. O an geldiğinde kasılıyorum, bayılacak gibi oluyorum, çok çaresizim. Bir çare var mı? R.T./Şanlıurfa

Eşiyle cinsel ilişkiye girdiğinde, ağrı ve acı duyacağına inanan kadın, cinsel ilişkiyi reddeder. Ancak, bir erteleme ve kaçınma hastalığı olan vajinismusun tedavisi vardır. Bu yüzden moralinizi bozmayın. Önce bir jinekologa muayene olun. Normal şartlar altında normal bir kızlık zarı kanamaz, delinmez, patlamaz, yırtılmaz, cinsel ilişki ağrı ve acı yapmaz. Yani kendinizi kasmazsanız; ilk gece de yüzüncü gece de ağrı, acı ve kanamanız olmaz. Yine de başarılı olamazsanız eşinizle birlikte cinsel terapi almak için bir cinsel terapiste başvurun. (Sabah – CİNSEL TIP DERNEĞİ BAŞKANI DR. CEM KEÇE)

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , | » yorum bırak;

Şok iddia!!! Erkekler mini etek yüzünden mi erken ölüyor?

Yazan: yuzde100 Mayıs 10, 2008

Rus psikologdan müthiş iddia: Kışkırtıcı kadınlar yüzünden erkekler erken ölüyor…

RUS Bilim Akademisi’nin önde gelen psikologlarından Leonid Kitaev-Smyk mini eteğin ortaya çıkmasından sonra erkeklerin tüm güçlerini kaybettiğini ve kadınların kölesi haline geldiklerini iddia etti. Rus psikolog 30 yıllık araştırmalarınden elde ettiği sonuçlarda mini eteğin Batı uygarlığının bir sonucu olduğuna dikkat çekerek “Erkekler kışkırtıcı elbiseler ve davranışlar sergileyen kadınları gördükçe cinsel arzularını bastırmak isterken aciz duruma düşüyor. Kadın da insan doğası gereği güçsüz erkeği reddediyor. Bu strese bağlı hastalıkları körüklüyor ve erkeklerin yüzde 80′i daha 60 yaşına gelmeden ölüyor” dedi.

30 yaşın üzerindeki her üç Amerikalı ve Avrupalı’dan birisi prostat kanseri olduğuna dikkat çeken Rus bilimadamı, “Araplarda ise durum hiç böyle değil. Prostat kanseri çok düşük. Bilimadamları bunu iklime ve mutfak kültürlerine bağlıyorlar. Ancak Arap mutfağında bu hastalıktan korunmayı sağlayacak bir tek gıda bile bulunmuyor” iddiasında bulundu.

Yazı kategorisi: Com10, Genel & Güncel, Saglik | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

Kadınlar hayattan en çok neyi ister?

Yazan: yuzde100 Mayıs 10, 2008

İkbal Gürpınar kadınların hayattan istediği 3 şeyi yazdı… İşte yazara göre kadınların hayattan istediği 3 şey…

İkbal Gürpınar‘ın köşe yazısı

İkbal Gürpınar kadınların hayattan istediği 3 şeyi yazdı…

“Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman Generale :

-Hayatını bağışlarım ama bir şartım var, der. ‘Kadınlar hayatta en çok ne ister?’ budur bilmek istediğim…

Bu sorunun yanıtını getir ; kurtar kelleni der. General sorar soruşturur bu çetin sorunun yanıtını aramaya başlar ve Kaf dağındaki bir cadının bunu bildiğini öğrenir…. Günlerce gecelerce at koşturur , cadıyı bulur ve sorar:

-Kadınlar hayatta en çok ne ister?
-Evlen benimle!!!!….. O zaman öğrenirsin ancak istediğini…

Bu ölümcül teklifi kabul eder General ve doğru yanıtı alır almaz koşar Harun Reşit’e ve :

-Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister!. Harun Reşit, generalin hayatını bağışlar ancak cadıya da evlenmek için söz vermiştir. İlk gece general bir bakar ki , o korkunç cadı dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş .

Cadı : – Günün sadece yarısı güzel olabilirim, diğer yarısı çirkinim der. Ne dersin? Geceleri seninleyken mi güzel olayım, yoksa gündüzleri dışarıdayken mi?..

General: – Sen bilirsin kararı kendin ver der. İşte o an korkunç cadı sonsuza dek güzel bir kadın olarak kalır….

SONUÇ:

1.Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek isterler.
2.Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın her zaman güzeldir.
3.İster güzel olsun, ister çirkin olsun her kadın aslında bir cadıdır. :)

Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz, bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz , zeki bir kadına rastlarsanız zekanız gelişir. Hayat kat kattır. Babil’in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür. Ve bugün durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır. Hayatınız seçtiğiniz kadındır!

(Bugün)

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , , , | » yorum bırak;

Sağlık Bakanlığı Keneye Karşı Uyarıyor

Yazan: yuzde100 Mayıs 9, 2008

Kene ısırması sonrası bulaşan Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığından 2 kişinin ölmesi üzerine, Sağlık Bakanlığı uyarılarda bulundu.

Bakanlığın açıklamasına göre,, kene ısırmasına karşı gerken önlemler şunlar:

* Kırsal alanlarda vücudun açıkta kalan kısımlarına böcek kovucu ilaçlar sürülmeli
* Giysilere sıkılan kene kovucu ilaçlar, öldürücü etkili ve bakanlıktan izinli olmalı
* Kırsal alanlarda, mümkün olduğunca kapalı ve açık renkli giysi giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine alınmalı
* Vücutta kene tespit edilirse, kısa sürede cımbız veya pens gibi uygun bir malzemeyle vücuda tutunduğu en yakın kısmından tutularak çıkarılmalı
* Kenenin çıkarıldığı yere, alkol veya tentürdiyot sürülmeli
* Keneler kesinlikle elle öldürülmemeli ve patlatılmamalı, çamaşır suyu veya alkol içine atılarak öldürülmeli
* Kenelerin vücuttan uzaklaştırılması amacıyla; eter, kolonya ve gaz yağı dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalı
* Kene ile temas eden kişiler, 10 gün süreyle takip edilmeli ve ani başlayan ateş, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal gibi belirtilerin olması halinde en yakın sağlık kuruşuna müracaat edilmeli.

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , , , | » yorum bırak;

Kilo Verirken Neden Zorlanıyoruz?

Yazan: yuzde100 Mayıs 9, 2008

Yeni yapılan bir çalışmaya göre, diyet uygulamak vücutta yağ hücrelerinin sayısını değiştirmiyor. Yağ hücreleri çocuklukta artıyor, yetişkinlikte kaybolmuyor.

İsveç Karolinska Enstitüsü’nden bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre, yağ hücreleri sayısı ergenlik çağında belirleniyor. Bu dönemden sonra kişi obez olsa bile yağ hücrelerinin sayısı artmıyor ya da azalmıyor.

Sonuçları Nature dergisinde yayımlanan araştırma sırasında, diyetle çok sayıda kilo veren kişilerde yağ hücreleri sayısında değişiklik saptanmadı.

Araştırma çerçevesinde, farklı yaşlarda yüzlerce çocuk, ergen ve yetişkin üzerinde inceleme yapıldığı, yağ hücreleri sayısının çocuklukta artarken yetişkinlikte değişmediği görüldü.

Doktor Kirsty Spalding, bu araştırmanın kilo vermek için diyet uygulayanlara kötü bir haber olduğunu belirterek, “Bu, kilo vermenin ve verilen kiloyu korumanın neden bu kadar zor olduğunu açıklıyor. Söz konusu yağ hücreleri hiçbir yere gitmiyor ve daha fazlasını istiyor” diye konuştu.

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

Dikkat Eksikliği Sendromunun Ciddiyetini Biliyor Musunuz?

Yazan: yuzde100 Mayıs 9, 2008

Yaklaşık 30 yıldır dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) konusunda çalışan Kanada Toronto Üniversitesi Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kliniği Direktörü Prof. Dr. Atilla Turgay, bir beyin hastalığı olan dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun, büyük oranda kalıtsal olduğunu belirterek, “Anne ya da babadan herhangi birinde hastalık varsa çocukta olma olasılığı 3’te bir. Eğer her ikisinde varsa yüzde 50” dedi.

Hastalığın sadece çocuklara özgü olmadığını, ABD’de bütün toplumu tarayarak yapılan bir araştırmada, erişkinlerin yüzde 4,4’ünde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu saptandığını kaydeden Prof. Dr. Atilla Turgay, bir başka araştırmaya göre de gençlerin yüzde 6’sında bu rahatsızlığın belirlendiğini ifade etti.

Prof. Dr. Turgay, “Eger bir çocukta dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu varsa erişkin yaşamında da bu rahatsızlıktan mustarip olma olasılığı epey yüksek. Bunların yüzde 60’ı erişkinliğinde de bu rahatsızlığı gösteriyor. Bu hastalık çocuklukta yoksa erişkinlikte ortaya çıkmaz. Ancak rahatsızlığın biçimi değişir” diye konuştu.

Hastalığın “dikkat eksikliği ön planda olanlar”, “hiperaktivite bozukluğu-düşünmeden davranma ön planda olanlar” ve her ikisinin birlikte görüldüğü “birleşik tip ön planda olanlar” olmak üzere 3 tipi bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Turgay, “Çocuklukta hiperaktivite daha ağırlıklı. Yaş ilerledikçe hiperaktivite ve düşünmeden davranma azalırken dikkat eksikliği azalmıyor” dedi.

“YAŞAMDA BAŞARISIZ”
Hastalığın erişkinlerde kendisini “başarısızlık” olarak gösterdiğini belirten Prof. Dr. Turgay, “Bu her alanda başarısızlık. Gelir, baba ve kardeşlerden daha düşük. Eğitim, yaşıtlarına göre daha düşük. Eşle geçim konusunda da güçlükler olabiliyor” şeklinde konuştu.

Kliniklerinde büyük çoğunluğunu 18-40 yaş arası grubun oluşturduğu hastalık tanısı konmuş 1000 erişkinle “DEHB belirtileri ve bunların ne kadar sıklıkla görüldüğünü” araştırdıklarını belirten Prof. Dr. Turgay, bu kişilerin yüzde 98’inin yaşamda başarısız olduğunun tespit edildiğini söyledi.

Belirtiler arasında ikinci sırada “bekleyememe, yerli yersiz konuşma, müdahale ve unutkanlığın” görüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Turgay, “Unutkanlığın en önemli özelliklerinden biri, gideceği yeri ve randevusunu, özel günleri unutma. Bu eşler, sevgililer arasında çok ciddi sorunlara yol açıyor. Bu nedenle DEBH olan erişkinlerde boşanma oranı çok yüksek” dedi.

Prof. Dr. Turgay, ayrıca araştırmaya katılanların yüzde 50’sinde depresyon, yüzde 50’sinde anksiyete (nedensiz kaygı, sıkıntı, endişe) bozukluğu tespit edildiğini bildirdi.

TRAFİK CANAVARLIĞI
“Hapishanelerde adam öldürmüş, ciddi yaralanmalara karışmış suçlularla yapılan araştırmalarda, bunların yüzde 50’sinde bu rahatsızlığın olduğunu görüyoruz” diyen Prof. Dr. Turgay, hastaların trafik kazası yapma olasılığının yüksekliğine dikkati çekti.

Prof. Dr. Atilla Turgay, “DEHB olanların yaptığı kazalarla olmayanların yaptığı kazalara baktığınız zaman, hasta olanların yaptığı kazalarda ölüm ve mala zarar verme oranı çok yüksek” dedi.

Dünyada erişkin ve genç hastalarla yapılan araştırmalarda, her 5 gençten birinde ve her 4 erişkinden birinde alkol ve uyuşturucu madde kullanımı tespit edildiğini dile getiren Prof. Dr. Turgay, “Eğer alkollüyseniz, eğer trafikte gidiyorsanız, eğer dikkatsizseniz, eğer ‘yol hakkı benimdi’ gibi bir düşünceniz her zaman varsa, sıranızı bekleyemiyorsanız, bunun yanında bir de hızlı sürme eğiliminiz varsa -ki bu hastaların hemen hepsinde hız düşkünlüğü var- Bunların hepsi olduğu zaman çok ciddi trafik kazası yapma olasılığınız da artıyor” şeklinde konuştu.

Boston, Toronto ve New York’ta yapılan araştırmalara göre, 8 hastadan ancak birinin tedavi edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Turgay, tanının doğru kullanılması ve doğru tedavi yapılması halinde hastaların yüzde 80’inde semptomların kontrol altına alındığını ifade etti.

Hastaların büyük çoğunluğunda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun ömür boyu sürdüğünü kaydeden Prof. Dr. Turgay, “Ya büyürken hastalıktan kurtuluyorsunuz ya da yaşam boyu ilaç almanız gerekiyor. Erişkinlerde yaptığımız tedavilerde, çocuklar kadar iyi sonuç alıyoruz. Türkiye’de de erişkinler için uzun etkili ilaçların kullanılmasını umut ediyorum” dedi

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , , , | » yorum bırak;

Sağlıklı Uyanmanın 10 Yolu !

Yazan: yuzde100 Mayıs 9, 2008

Yazın gelmeye başlamasıyla, geç saatte yatmaya başlayanlar için zorlanmalar başladı. Özellikle işe ve okula erken saatte gidenler, yataklarından daha zor kalkmaya, kendilerini kalkmaya isteksiz ve halsiz hissetmeye başladı. Sizin için hazırladığımız çok pratik ve basit öneriler ile bu sorunun önüne geçebilir, sabahları daha zinde ve sağlıklı uyanabilirsiniz.

 

1: Güneş İçeriye Girsin: Yatmadan önce perdeleri veya panjurları yarım açık duruma getirin. Böylece sabahın erken saatlerinden itibaren güneş ışınları odanızı dolduracak, ve bu doğal ışınlar beyninize sinyal göndererek melatonin ve adrenalin hormonlarının salgısını tetikleyecektir. Bu sayede alarmınız çalmaya başladığında, fiziksel olarak zaten kalkmaya hazır ve yarı dinç bir halde olacaksınız. Tabii ki erken yatarsanız bu süreci çok daha sağlıklı bir hale sokabilirsiniz.

2: Alarmı 15 Dakika Erkene Kurun: Saatinizin alarmını, kalkmanız gereken süreden 15 dakika daha erkene kurmanın yararları gerçekten büyüktür. Bu sayede hızla yataktan kalkıp, evden çıkmanız için ayırmış olduğunuz minimum süreyi bir telaş içerisinde geçirmek zorunda kalmazsınız. Yataktan daha rahat, ve sakin hareketlerle kalkar, güne daha huzurlu bir başlangıç yapabilirsiniz. Yatakta uyanık halde geçireceğiniz birkaç fazladan dakika sayesinde, hem fiziksel hem de ruhsal olarak kendinizi yeni başlayan güne daha iyi adapte edeceksiniz

3: Güneşe Ulaşın: Genelde filmlerde gördüğümüz bir sahne vardır. Pencere önünde yukarıya doğru gerinerek güneşe ulaşmaya çalışmak…Her ne kadar meşhur bir film klasiği de olsa, bu hareketin yararı çok büyüktür. Sadece 15 saniyenizi harcayarak açık pencere önünde kollarınızı yukarıya kaldırarak gerinin. Ayak parmaklarınızı ve dirseklerinizi açıp kapayarak vücudunuzdaki kan dolaşımını hızlandırın. Hem temiz ve taze havayı solumuş olacak, hem de güne fiziksel olarak çok iyi bir başlangıç yapmış olacaksınız.

4: Günlük Vitamin Alın: Günlük olarak alacağınız vitaminler gerçekten yararlıdır. Vitamin tabletlerinizi, mutfakta duran kahvenin yanına koyarsanız, unutma şansınızı çok aza indirmiş olursunuz.

5: Kararları Sabaha Bırakmayın: Gerçekten rahat bir sabah geçirmek istiyorsanız, çok basit kararları bile geceden almalısınız. Ne giyeceğiniz, kahvaltıda ne yiyeceğiniz, işe hangi araçla ve hangi yoldan gideceğiniz gibi kararları akşamdan almak, sabah sizi daha stresten uzak yapacaktır. Buna ilave olarak, sabah ritüeli takıntınızdan vazgeçin. Her sabah kahvaltınızı evde yapmak zorunda değilsiniz, nadiren de olsa yapğacağınız ufak değişiklikler, sıkıcı sabah ritüellerine renk katabilir.

6: Kahve Kokusunun Cazibesi: Gerçekten alabileceğiniz en iyi kahveyi satın alın. Taze çekirdekli olanlar listenin başında olabilir. Zaman ayarlı kahve makinelarından kullanırsanız, sabah ayarlayacağınız saatte nefis bir taze kahve kokusu ile uyanabilirsiniz. Kulağa hoş geliyor değil mi? Güçlü kahve kokusu sizi yataktan bir an önce kalkmaya zorlayacak ve kendinize getirecektir. Eğer ki gün içerisinde kesinlikle kahve içeceksiniz, bunu yapmanın en iyi zamanı sabah saatleridir.

7: Dilinizi Fırçalayın: Ağzımızın gece boyunca yaklaşık 300 bakteriye ev sahipliği yaptığını biliyor musunuz? Sabah oluşan kötü kokudan kurtulmak, güne güzel bir başlangıç yapmak için iyi adımlardan bir tanesidir. Dişlerinizi fırçalarken 1 dakikanızı dilinize ayırın ve yavaşça dilinizi fırçalayın. İnanın daha iyi hissedeceksiniz.

8: Az Miktarda Şeker: Sabahları tüketeceğiniz çok az miktardaki şeker yararlı olabilir. Virginya Üniversitesi uzmanlarının yaptığı bir araştırmaya göre, kahvaltıda az miktar şeker alanların hafızalarının, almayanlara oranla daha güçlü olduğu ortaya kondu. Miktarı abartmayın, küçük bir çay kaşığı kadar şeker almanız yeterlidir.

9: Takvimin Önemi: Mutfağınıza büyük bir takvim koyun. Dün geceden, bugün için yazmış olduğunuz aktiviteleri ve yapılacak işleri, kahvenizi yudumlarken okuyun. Bu hem sizi -acaba neyi unuttum- stresinden kurtaracak, hem de kapıdan daha rahat ve huzurlu çıkmanızı sağlayacaktır.

10: Aşkın Gücü: Sabahları evde bulunan sevdiklerinizi öpün. Bu, evin güzel bir köpeği veya şirin kedisi de olabilir. Ünlü terapi uzmanlarına göre sevgi ve aşkın paylaşımı sayesinde, stres ve ona bağlı sıkıntılar hafifliyor, zihne sakinlik ve huzur geliyor. Böylece güne çok daha iyi başlamış oluyorsunuz.

 

 

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

Genetik Yatkınlık ve Travma Sedef Hastalığını Tetikliyor

Yazan: yuzde100 Mayıs 9, 2008

Genetik yatkınlığın, yaralanma, vurma gibi fiziksel travmalar ve bazı ilaçlar ile kimyasal maddelerin neden olduğu tahrişlerin sedef hastalığını tetiklediği bildirildi.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihal Kundakcı, yaptığı açıklamada, sedefin, deride kırmızı renkte, sınırları keskin, üzerinde beyaz sedef renginde kepeklenmeler olan, iyileşmeler ve ataklarla süren genellikle iyi seyirli bir deri hastalığı olduğunu söyledi.

Sedef hastalığının bazı tiplerinin de hastanın genel durumunu etkileyebilen ve yaşam kalitesini ciddi olarak bozabilen bir hastalık olduğunu belirten Kundakcı, ”Sedef hastalığı, tüm dünyada genel olarak yüzde 1-3 sıklığında görülmektedir” dedi.

Kundakcı, hastalığın görülme sıklığının, coğrafi şartlar, iklim, beslenme alışkanlıklarının yanı sıra büyük ölçüde ”ırklarla ilgili genetik faktörlere” bağlı olduğunu ifade ederek, ”Örneğin beyaz ırkta daha sık rastlanırken, sarı ve siyah ırkta daha seyrektir. En sık Kuzey Avrupa ülkelerinde görülür. Kızılderililerde, Afrika orijinli Amerikalı siyahlarda az rastlanır, Eskimolarda çok enderdir” diye konuştu.

Sedef hastalığının nedeninin tam olarak bulunamadığını belirten Kundakcı, ömür boyu devam eden bir hastalık olması nedeniyle tedavi ve takipte güçlük yaşanabildiğini dile getirdi.

TRAVMA, HASTALIĞI TETİKLİYOR

Kundakcı, genetik yatkınlığın ve ”travma” gibi bazı dış faktörlerin hastalığa neden olabildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

”Vurma, künt travmalar, berelenme, yaralanma, böcek ısırıkları, ameliyat kesi yerleri, kimyasal bazı ilaçlar veya kimyasal maddelerle olan tahrişler ile güneş yanıkları hastalığı tetikliyor.

Sedef, genellikle derinin travma gören alanlarında, diz, dirsek, sırtın arka alt kısımları ve saçlı deri, aşırı kilolu kişilerde koltuk altı, kasıklar, meme altı gibi kıvrım bölgelerinde görülüyor.”

Kundakcı, enfeksiyonların, mantar gibi bazı bakterilerin ve hormon yapısındaki değişikliklerin de hastalığı tetikleyebildiğini belirtti.

AİLESİNDE SEDEF OLANLARIN YATKINLIĞI DAHA FAZLA

Sedef hastalığının her yaş grubunda görülebildiğini ve cinsiyet seçmediğini belirten Kundakçı, hastalığın genellikle kadınlarda 27, erkeklerde ise 29 yaşında ortaya çıktığını dile getirdi.

Kundakçı, ailesinde sedef hastası olan kişilerde, olmayanlara göre başlangıç yaşının daha erken olduğuna dikkati çekerek, ”Hastalık, zaman içinde kendiliğinden veya tedaviler sonucu iyileşme seyrine girebilir ve dönem dönem tekrarlayarak ömür boyu sürebilir” dedi.

Hastaların üçte birinin aile yakınlarında sedef hastası bulunduğunu dile getiren Kundakçı, ”Genel görülme sıklığı yüzde 1-3 olan bu hastalıkta, ebeveynlerden birinde sedef varsa görülme sıklığı yüzde 8-10′a, her iki ebeveynde de varsa yüzde 30-40′a kadar yükselmektedir” diye konuştu.

BELİRTİLERİ NEDİR?

Kundakcı, hastalığın deride kırmızı renkte, üzerinde beyaz sedef renginde kepeklenmeler görüldüğünü ve bazı kişilerde çok şiddetli kaşıntıya neden olduğunu ifade ederek, ”Nadiren de kızarık deri alanları üzerinde içi iltihaplı belirtiler görülebilir ve ateş yapabilir” dedi.

Sedef hastalığında deri dışında en sık etkilenen organların tırnaklar ve eklemler olduğunu belirten Kundakcı, tırnaklarda nokta şeklinde çukurcuklar, şekil ve renk değişiklikleri ile eklem tutulmaları görüldüğünü kaydetti.

Bunların dışında kuruluk gibi çeşitli göz problemleriyle de karşılaştıklarını anlatan Kundakcı, sedefin bulaşıcı bir hastalık olmadığını, bu nedenle insanların sedef hastaları ile temastan çekinmemeleri gerektiğini dile getirdi. Kundakçı, alkol alımının ve sigaranın hastalığı olumsuz etkilediğini ifade etti.

Sedef hastalığında genellikle bulguların çok yaygın olması, vücudun yüz, eller, kollar ve genital bölge gibi sosyal açıdan önem taşıyan kısımlarında görülmesi, kaşıntı ve iş gücü kaybına neden olan durumlarda tedaviye ihtiyaç olduğunu belirten Kundakcı, hastaların bir kısmının pomat ya da krem şeklinde basit, bir kısmının da daha yoğun tedavi gördüğünü söyledi.

Kundakcı, ömür boyu devam eden, sık sık tedavi uygulanan sedef hastalığında, hastanın hastane ile temasının azaltılabilmesi, evinde uygulayabileceği rahat, pratik uygulaması olan ilaçlar seçilmesi, ilaçların yan etkisinin minimum olmasının dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , , , , , , | » yorum bırak;