Yuzde100 BLOG

HOŞGELDİNİZ

‘Saglik’ Kategorisi için Arşiv

Kilo vermede 4 büyük yanlış

Yazan: yuzde100 Mayıs 20, 2008

Kıştan kalan birkaç kilo fazlayı verme telaşı bu yıl erken başladı. Yaz yaklaştıkça okurlardan gelen “kilo derdimize bir çare” çağrıları, belki de bu nedenle sıklaştı.

 

Size çözümlerden önce, yapmamanız gereken dört önemli yanlışı hatırlatmayı düşünüyorum. Fazla kiloluluk veya şişmanlık sorunu olanların yaptıkları birçok yanlış var, ama dört ortak yanlışın çok sık yapıldığı anlaşılıyor. İşte o yanlışlar…

YANLIŞ 1

Yağı azaltırsam, daha kolay kilo veririm

Kilo vermeyi planlayanların çoğu zaman farkına bile varmadan yaptıkları bir yanlış bu. Nedeni “Yağ kaybı için az yağ yemek şart” düşüncesidir. Eğer yiyeceklerinizdeki yağ miktarını azaltırsanız aynı anda karbonhidrat miktarını arttırmak zorunda kalırsınız. Yani (yeteri kadar doymadığınızdan) daha çok şeker, patates, beyaz pirinç, unlu yiyecekler ya da makarna yemeye başlarsınız. Bu durumda kalori tasarrufu yapacağım derken daha fazla kalori alırsınız. Bu yiyecekler kan şekeri ve insülin düzeylerini hızla ve çok fazla artırdıklarından aldığınız fazla kaloriler kolayca yağa dönüşür. Kısacası bu çok önemli yanlışın bedeli kanda trigliseridin, şekerin artması, iyi kolesterol HDL’nin azalması ve kalça genişliğinizin biraz daha fazlalaşmasıdır.

Düşük yağlı diyetleri yapanları ikna eden en önemli önerme “vücutlarında biriken yağın nedeninin yiyeceklerdeki yağ olduğu” yanlışıdır. Gerçekten de yağdan alınan kaloriler, protein ve karbonhidrattan daha fazla olabilir. Ama ne var ki, besinlerden alınan yağların azaltılması kilo kontrolünde işe yaramıyor. Yiyeceklerindeki yağ miktarını, yüzde 40-45’lerden yüzde 30’lara indiren Amerikalılarda şişmanlık sorunu ikiye katlandı. Günlük enerjilerinin neredeyse yüzde 40’ını yağlardan karşılayan zeytinyağı düşkünü Giritlilerin ise böyle bir sorundan haberleri bile yok.

YANLIŞ 2

Tatlı-unlu hiçbir şey yememeliyim

Kilo yönetimini sabote eden yanlışlardan biri de “enerji yoğunluğu” düşük diyet ürünlerinden veya popüler diyet planlarından medet ummaktır. Bu düşünce ve yaklaşım da en az düşük yağlı beslenme yanlışı kadar sık yapılmaktadır. Sadece lahana veya kabak çorbası yiyerek ara öğünlerde yalnızca diyet ürünleri tüketerek ana öğünleri “3S Formülü” (salata, sirke, su) geçiştirerek kilo vermeye çalışanlar kısa bir süre sonra pes etmektedir. Bu yaklaşımla kısa vadeli bazı başarılar sağlansa bile yine aynı tehditler kısa sürede kapımızı çalacaktır: Lezzetsizlik, tekdüzelik ve sosyal yaşama uyumsuzluk bu “lezzet mağduru diyetleri” de kısa sürede rafa kaldırmanıza yol açacaktır. Kısacası, tatlı ve unlu karbonhidratları tamamen unutmak da yeteri kadar iyi sonuç vermiyor.

YANLIŞ 3

Aç kalırsam kilo veririm

Kilo verme yolculuğunu sabote eden önemli bir yanlış daha var. Bu, çok önemli bir yanlış olmasına rağmen hep gözden kaçar: Hareketsizlik. Eğer sadece kilo vermeyi değil, aynı zamanda formda biri olmayı ve ulaştığınız kiloyu korumayı düşünüyorsanız, ne yapın yapın hareketlenin! Her insana ayrı bir beslenme planı gerektiği, her insanın diyet yaklaşımının ona özel olarak hazırlanması gerektiği doğrudur. Ama hareket etmenin ve kas yapmanın yağ yakması herkesin ortak noktasıdır. Yeteri kadar fiziksel aktivite göstermek, metabolizmanızın ihtiyaç duymadığı fazla kalorileri yakmanızı sağlar (artmış enerjinin yağ olarak depolanmasını önler). Kaslarınız, siz uyarken bile sürekli enerji kullandığı, hele bir de merdiven çıktığınızda yüzme, tenis, bisiklet, kayak gibi egzersizleri yaptığınızda bir “yağ yok edecisi” gibi davrandığı için kilo kontrolünüz kolaylaşıyor.

YANLIŞ 4

Şimdi alayım sonrası kolay

Kilo sorunu olanların ortak bir günahı daha var: Sadece kilo vermeye takıntılı olmak. Kilo sorunlarına çözüm aradığım insanların çoğunun bu yanlışın da çoğu zaman farkına varmadıklarını görüyorum. Birçoğunun kilo almanın kazanılan gereksiz yağlardan kurtulmaktan çok daha kolay olduğundan haberi bile yok! Kilo vermek hem zor bir süreçtir, hem de siz kilo alıp verdikçe vücudunuz kilo almaya müsait hale gelir. İşin kötüsü “Aldığım kiloları nasıl olsa veriyorum. Onun için 3-5 kilo almamda mahsur yok” diye düşünenleri bekleyen bir başka tehlike daha var: Gözlemlerimiz tekrarlanan kilo alma-verme süreçlerini sadece kilo almayı kolaylaştırdığını değil, aynı zamanda kilo vermeyi de güçleştirdiğini, hatta imkansız hale getirdiğini gösteriyor.

Osman Müftüoğlu/Hürriyet

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , , , , | » yorum bırak;

Bekaret sadece türkiyede mi önemli? VİDEO

Yazan: yuzde100 Mayıs 13, 2008

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

Adet döneminde cinsel ilişkiye girdim, hamile kalmış olabilir miyim? VİDEO

Yazan: yuzde100 Mayıs 13, 2008

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi? VİDEO

Yazan: yuzde100 Mayıs 13, 2008

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , , | 1 Yorum »

Bekaret Erkekler İçin Neden Bu Kadar Önemli? VİDEO

Yazan: yuzde100 Mayıs 13, 2008

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , , , | 1 Yorum »

Kızlık zarı hangi durumlarda diktirilebilir? Video

Yazan: yuzde100 Mayıs 13, 2008

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

Kızlık zarı yırtıldığında acı verir mi? VİDEO

Yazan: yuzde100 Mayıs 13, 2008

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

Seks kalbi ne kadar zorluyor?

Yazan: yuzde100 Mayıs 13, 2008

Uzmanların bu konudaki önemli uyarılarına kulak verin… 


Cinsel ilişkinin az da olsa kalp krizi riskini artırdığı belirlenirken, sağlıklı bir kişide cinsel aktivitenin orta dereceli bir egzersize eşdeğer olduğu ortaya çıktı.
Hareketsiz yaşam ve evlilik dışı ilişkilerin yanısıra cinsel birleşme pozisyonu da kalp krizi riskini tetikliyor. Bunun için uzmanlar, kalp hastalarının, ideal pozisyonda cinsel ilişkide bulunmasını, ilişki öncesi yeterince istirahat etmesini, seks öncesi yeterince ön sevişme yapmasını ve yemekten en az  1-3 saat sonra cinsel ilişkiye girmelerini öneriyor.

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği’nden Doç. Dr. Ali Atan ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği’nden Dr. Tuncay Delibaşı, ‘Cinsel aktivite kalbi ne kadar zorluyor?’ konulu bir araştırma yaptı.

Modern yaşamda stres ve beslenme alışkanlıklarının kalp hastalığı riskini arttırdığını ve kalp hastalığı yaşının azaldığını vurgulayan araştırmada, kalp krizi sonrasında hem hastalar hem de partnerlerinin cinsel aktivitede dahil olmak üzere tamamen normal yaşamlarına geri dönmeleri konusunda oldukça endişeli ve çekimser kaldıklarının altı çizildi.

Pek çok çiftin hatalı olarak cinsel aktiviteyi riskli ve tehlikeli bulduklarını ifade eden araştırmada, kalp hastalarının temel korkularının cinsel yetersizlik veya cinsel aktiviteye bağlı kardiyovasküler hastalığın tetiklenmesi olduğu kaydedildi.

Araştırmada, bu durumun gerginlik oluşturduğunu, kişiyi cinsel aktiviteden uzaklaştırdığını, özellikle hastalarda depresyona ve öz güven kaybına neden olduğu gibi çiftler arası ilişkileri ciddi derece bozduğu belirtildi.

Cinsel aktivite esnasında kalp hızında, kan basıncında ve oksijen tüketiminde bazı değişiklikler meydana geldiğini belirten araştırmada şu tespitlere yer verildi: ‘Genelde sağlıklı bir kişide cinsel aktivite hafif-orta dereceli bir egzersize eşdeğerdir. Bir süre öncesine kadar 2 katlı bir merdiven çıkan kişinin rahatça cinsel aktivitede bulunabileceği kabul edilirdi. Ancak merdiven çıkma ile cinsel aktivite birebir aynı değildir. Cinsel aktivite esnasında emosyonel faktörlerde söz konusudur ve dolayısı ile harcanan enerji miktarı daha fazla olabilir.

Sağlıklı bir kişide maksimum egzersiz kapasitesi 15.5 MET’dir. Cinsel aktivitenin preorgazmik fazında 2-3 MET, orgazmik fazında ise 3-4 MET’lik bir harcama olmaktadır. Genç çiftlerde bu harcama 5-6 MET e kadar artabilir.

Cinsel ilişki esnasında kardiak nabız (KN) 120-130/dk, arteriyal kan basıncı (TA) 150-180 mmHg arasında bulunmuştur. Standart bir cinsel ilişkide bu piklerin ortalama 3-5 dakika sürdüğü ve MET değeri 5-6 olduğu bildirilmiştir. Bu çalışmanın sonucuna göre cinsel ilişkiye bağlı TA ve KN egzersizin herhangi bir formunda olduğu gibi arttığı, düzenli egzersiz yapan kişilerde MI riskinin azaldığı belirtilmiştir.

Laboratuar ortamında cinsel aktiviteye bağlı meydana gelen hemodinamik ve metabolik cevaplar 10 sağlıklı erkekte araştırılmıştır.

Bu amaçla kalp hızı ve oksijen tüketimi, self stimülasyon, partner stimülasyonu, kadın üstte iken cinsel ilişki ve erkek üstte iken cinsel ilişki sonrasında değerlendirildi.

Self veya partner stimülasyonu ile pik kalp hızı artışı 102 /dk, orgazm durumunda pik kalp hızı artışı erkeğin üstte olduğu koitus (cinsel birleşme) esnasında 127 /dk, kadının üstte olduğu koitus esnasında 110/dk bulundu. Koital aktiviteler, yürüme bandı esnasındaki egzersiz testiyle karşılaştırıldığında oksijen tüketimi non-coital cinsel aktiviteler için yüzde 11-12, erkeğin üstte olduğu koitus esnasında yüzde 22, kadının üstte olduğu koitus esnasında yüzde 16 artmıştır.

Erkeğin üstte olduğu koitusta 3.3 MET, kadının üstte olduğu koitusta 2.5 MET, non-koital cinsel aktiviteler için 1.7 MET harcama saptanmıştır.

Sonuç olarak, kalp hızı artışı ve oksijen tüketimi non-koital aktiviteler ile kadının üstte olduğu koitus esnasında benzerdir, ancak erkeğin üstte olduğu koitus esnasında daha fazladır. Sağlıklı, 50 yaşındaki bir erkekte yıllık MI riski yüzde 1′dir. Haftada bir yapılan cinsel ilişki ile bu risk sadece yüzde 1.01′ e artar. Kalp hastalığı olan ve MI için yüksek riskli kişilerde MI görülme oranı yüzde 10′dur ve cinsel ilişki ile bu oran yüzde 10.1′ e çıkar.

Bu riskin geçerli olduğu süre cinsel ilişki sonrası 2 saattir. Bu sürenin bitiminde risk ortadan kalkar. Sonuç olarak risk geçici bir sürede vardır ve düzenli egzersiz ile bu geçici risk daha da azaltılabilir veya ortadan kaldırılabilir.’

Araştırmada, kalp krizi geçiren bin 700 hasta üzerinde yapılan araştırmada, hastaların yüzde 60′ının bilinen bir maruziyeti olmadığı, yüzde19′u uyurken, yüzde 11.6’sı psikolojik strese maruz kaldığı dönemde, yüzde 4.9′u ağır egzersiz yaparken, yüzde 2.4 kızgınken ve sadece yüzde1.5′u ise cinsel ilişki sırasında kalp krizi geçirdiği belirlendi.

Cinsel aktivite esnasında kalp krizinin nasıl meydana geldiğinin tam olarak bilinmediğinin altı çizildiği araştırmada, en çok kabul gören şu teori ortaya atıldı: ‘Öncelikle hemodinamik stres artışı olur. Buna bağlı kan basıncı, kalp hızı ve sonuçta da miyokardın oksijen tüketimi artar ve vazokonstrüksiyon olur. Takiben trombositlerin agregasyonu da artar ve koroner arterlerde bulunan aterom plaklarında rüptür ve kopma meydana gelir.

Bu teoriye dayanarak, kalp hızını ve kan basıncını azaltan ve trombosit agregasyonunu inhibe eden ilaçlar MI’a bağlı oluşan riski azaltacaklardır. Ayrıca kalp hastalığı sonrası cinsel rehabilitasyon da çok önemlidir. Bu amaçla, hasta ve partneri rahatlatılmalı, cinsel yaşamın yeniden kurulması yavaş yavaş olmalı ve performans anksiyetesi önlenmelidir. Ayrıca iyi istirahat, ön sevişme ve yemekten en az 1-3 saat sonra cinsel ilişkide bulunma da riski azaltmada faydalıdır.

Sonuç olarak; standart partner, alışık ortam ve düzenli periyotlarla yapılan cinsel ilişki hafif-orta dereceli bir kalp sorunu oluşturur.

Bu yük ciddi bir risk oluşturmaz ve orta dereceli bir egzersize karşılık gelir. Cinsel ilişkiye bağlı MI riskini azaltmak için düzenli egzersiz ile egzersiz kapasitesini arttırmak çok önemlidir. Hareketsiz yaşam, evlilik dışı ilişkiler, koitus (cinsel birleşme) pozisyonu MI riskini arttırır. Uzun süreli fiziksel ve cinsel olarak aktif olmayan kişilerde cinsel aktivitenin yeniden başlatılmasından önce dikkatli bir medikal değerlendirme ve takip yapılmalıdır.

Koroner anjioplasti veya bypass cerrahisi sonrası nitrat almayan, yeterli egzersiz kapasitesine sahip, asemptomatik erkekler sildenafil kullanabilirler ve cinsel ilişki yasağı yoktur. Seks esnasında ağrı olursa seks sonlandırılmalı ve hasta hemen hekime başvurmalıdır. Bilinen koroner hastalığı veya MI öyküsü olan kişilerde yeni MI geçirme riski, düzenli egzersiz, antikoagulan ve B bloker kullanımı ile azaltılabilir. Ayrıca alkol ve sigaranın kesilmesi ve obesitenin tedavisi de fayda sağlar. Bu hastalar hala endişeli iseler bunu gidermek için egzersiz testi yapılarak ikna edilebilirler.’

Star

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

PARIS HILTON KILLI ERKEKLERDEN HOŞLANIR MI?

Yazan: yuzde100 Mayıs 13, 2008

Selam hocam.

Yazılarınızı beğenerek takip ediyorum. Hocam bir derdim var; ben Paris Hilton hastasıyım, O’nun için deli oluyorum.

Geçenlerde İstanbul’a geldi, ne yaptım ettim göremedim. Görsem zaten patlatacaktım teklifi ama bilemiyorum ne olur.

Her şeyim normal uzunlukta, penisim, erken boşalma problemim yok. Tam onu tatmin edecek güçteyim ama biraz kıllıyım.

Tecrübenize dayanarak soruyorum, siz de onu takip ediyorsunuzdur. Sizce, kıllı erkeklerden hoşlanır mı?

Ve de ben bu kızı elde etmek için ne yapabilirim? Psikolojim bozuldu, bu yüzden lütfen bana yardım edin.

(Rumuz: Paris Hastası)

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , , , | » yorum bırak;

EŞİMİN VAJİNASINDAN KORKUYORUM

Yazan: yuzde100 Mayıs 13, 2008

Posta Gazetesi’ndeki köşesinde okurlarının cinsel sorunlarını dinleyen ve onlara çare bulmaya çalışan Haydar Dümen’i tanımayan yoktur sanıyoruz.

Ünlü Nöro-Psikiyatrist, bir dönem açık oturumlarının değişmez konuğu, cinsellik eğitimi denince akla gelen Haydar Dümen, gazete okurları tarafından da sıkı takip edilen bir isim. İşte fenomen isim Haydar Dümen okurlarından her gün yüzlerce mektup alıyor. Ancak malum, gazetelerdeki kısıtlı sayfa yapısı nedeniyle gelen mektupların birçoğunu elemek zorunda kalıyor.
İşte elenen mektuplardan bazıları:

Yazı kategorisi: Com10, Saglik | Etiketler: , , , , | » yorum bırak;